19 Temmuz 2014 - 10:49
Davutoğlu’nun Irak’ı bölücü ve Şii Müslümanlara karşı kışkırtıcı tutumu

NTV haber kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Filistin ve Suriye ve Irak ile bölge gelişmelerini değerlendirdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Davutoğlu "İsrail'in 2 senede bir şu yâda bu gerekçeyle Gazze'nin altyapısını tahrip ederek, Gazzelileri yıldırmaya çalıştığını, Gazze'deki abluka devam ederse, ateşkesin yine ihlal edileceğini vurguladı. Bu hak bir sözdür. Fakat acaba Türkiye devleti ve hükümeti İran İslam cumhuriyeti gibi, katil Siyonist Yahudi göçmenlerden oluşan soykırımcı İsrail rejimiyle bütün diplomatik ilişkilerini kesemez mi?... Siyonist rejimin temsilciliklerini kapatamaz ve Siyonist İsrailli şirketleri topraklarından kovamaz mı?...ırkçı İsrail rejimine istihbarat desteği sağlayan Malatya füze kalkanı sistemini kapatamaz mı? Hayır Yapamıyor... hatta Mavi Marmara katliamından sonra ırkçı İsrail rejimiyle ticari ve ekonomik ve istihbarat işbirliğini geliştirmiş bulunuyor. AKP hükümeti Suriye ile ırkçı İsrail rejimini uzlaştıramayıp gerici Arap rejimlerinin safına katamayınca ve anti Siyonist direniş cephesinden uzaklaştıramayınca, 2011 yılı sonrası Suriye'de ateşi söndürme yerine Suudi krallığıyla katar elbirliğiyle BMGK kararları temelinde Suriye'nin Amerika ve müttefiklerine işgal ettiremeyince, Suriye hükümetine ve halkına tekfirci teröristleri dayatarak 600 bin Filistinli mültecinin Suriye'den kaçmasına ve Filistin halkının ve direniş örgütlerinin Suriye tarafından silahlandırılması sürecine ağır darbeler indirilmesine sebep oldu. 

AKP hükümeti Suriye'de olduğu gibi Irak'ta da Mezhepçi bir tutum izleyip Irak Merkezi hükümetine karşı düşmanca bir tutum izledi. Nitekim Davutoğlu, "Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına ilişkin, "2006-2007'den sonra baktık ki Irak'ta oluşmakta olan merkezi yönetim ve maalesef Amerika'nın bıraktığı miras, Sünni bir diktatörden sonra bir Şii diktatöre yöneliyor. 'Bu da yanlış' diyerek, 2009'dan itibaren mümkün olduğu kadar vilayetlere daha fazla yetki verilsin ki oralarda insanlar kendi geleceklerini tayin edebilsinler ve bir şekilde sahiplensinler tezini savunmaya başladık" dedi.

Davut oğlu ayrıca ....merkezi yönetimle güç ve kaynak paylaşımı gerektiğini, olamayacaksa federal yapılarda veya vilayetler içinde bunun olması gerektiğini belirterek, "Kerkük'ün de geleceği bu açıdan buna bağlı, hepsinin de" diye konuştu.

Gerçek şudur ki hunhar saddam rejimi döneminde Irak'ta Sünni diktatörlüğü yoktu...ırkçı ve laik İslam düşmanı tek partili bir devlet düzeni olan "Baas partisi" diktatörlüğü vardı..Elbette Sünni kökenli hunhar bir rejimdi. Tek partili baas rejimi 500 bini aşkın Arap Şii Müslüman'ı katletti. 180 bin Kürt Sünni ve Şii Müslüman'ı katliamdan geçirdi. Amerika'nın işgaline destek veren AKP hükümeti, Irak'ta Şii Diktatörlüğünden söz ediyor ve Amerika'nın Irak'a Şiilere devrederek Şii hilalini takviye ettiğini iddia ediyor. Nasıl oluyor Irak'ta Şii diktatörlüğünden söz edilebiliyor. Halbuki Irak'ta tekfirci terör saldırılarından dolayı Şehit düşen onbinlerce İnsan Şii Müslümanlardır. On binlerce yaralı insan'da yine Şii Müslümanlardır. Irak'ta Şii ve Alevi Arap, Türkmen ve Kürt Şii Cemaat nüfus Irak nüfusunun yüzde 65'i kadardır. Acaba Şii çoğunluğun demokratik seçimlerde oyların çoğunluğunu alması diktatörlük müdür? Irak anayasası mezhepçi ve etnik ayırımcılık yapmamaktadır. İslam dinini temel almıştır. Fakat Türkiye dış işleri bakanı ve enerji bakanı Irak'ta bölücülük yapmaktadır. Irak kürdistan'i yerel yönetimini ırak merkezi hükümetine karşı tahrik etmekte ve bölgedeki petrolleri Irak anayasasını ihlal pahasına Türkiye'ye ve ırkçı İsrail rejimine taşımakta ve bu konuda sorumlu olmadığını da dillendirmektedir. 

AKP hükümeti Irak'ta isyancı Baasçı-tekfirci terör ittifakını mücahitler diye desteklemekte ve hunhar IŞİD'in katliamlarına ses çıkarmamakta, bu yoldan Irak merkezi hükümetini mezhepçi temelde zayıflatmaya çalışmaktadır. Türkiye hükümetinin Suudi dikta ve krallık rejimiyle elbirliği yapıp Suriye ve Irakla ilgili Bütün bu hatalı politikaları, bölgedeki etnik ve mezhepçi fitne savaşının yayılmasına sebep olmaktadır. Bunun bariz örneği da Irak şam İslam devleti adlı İslam ve insanlık düşmanı Terör örgütünün Irak ile Suriye ve komşu ülkeleri tehdit edip, şii Alevi katliamını sürdürmesi, ırkçı İsrail rejiminin yayılmasına öncülük yapması ve hatta Türkiye'deki Alevi ve Şii Müslümanlar başta olmak üzere, Ehli-beyt resulluah'a gönül vermiş Sünni Müslümanları da tehdit etmeye başlamasıdır. Çünkü selefi Vahahbi tekfirci ve harici kafalı terör örgütleri Hanefi ve Şafii mezhebine mensup Müslümanların da azılı düşmanı ve katilidirler. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in vurguladığı gibi, Mezhebe dayalı ayrıştırma, ötekileştirme ve çatışmanın, taassubun ve cehaletin yansımasıdır ve Türkiye hükümeti mezhepçilik yapmamalıdır. 

İrib / Seyid Ali Gaemmagami

Ekler